30 Mayıs 2016 Pazartesi

Haziran'da Neler Yapacağım?

Selam! Sonunda, haftalar sonra bloğuma yazı girebiliyorum. Böyle zamanlarda affınıza sığınmaktan başka çarem yok, zira sınav haftalarında değil bloğa yazı yazmak nefes bile alamıyorum. Sınavdan sonra bile insanlar birkaç gün boyunca normal yaşama dönmemi bekliyorlar. :D Neyse ki sınav çok çok kötü geçmedi. Çok şükür.

Aslında bu haziran için aman aman planlarım yok, yine de bir gelenek haline getirmeye çalıştığım bu yazıyı kısa da olsa yazmak istedim. Mayıs ayının kısa bir özetiyle başlayalım. :D

Öncelikle dün itibariyle Dolunay bitti... Buna ben bile şaşırdım. :D

Yaaay! Kitap Fuarındaydım ben bu ay kiii! Gerçekten harika bir fuardı. alışveriş postunda neler aldığımı anlatacağım ama ondan ziyade fuarın kendisi müthişti. Sahaftaki insanlar çok hoşsohbetti, gördüğüm bookstagramlar harikaydı. Herkes çok iyiydi. Hiç kitap almasaydım da aynı şekilde eğlenirdim herhalde. Çok ama çok güzeldi.

Sonuç = Fuar dışında ders çalışmaktan başka hiçbir şey yapılmayan bir ay.

Gelelim Haziran'a. Haziran için aslında çok fazla planım yok, çünkü hem Ramazan hem de okul bitmiş olsa da 21 Haziran'da final sınavım var.

Elbette bol bol kitap okuyacağım. Bir Haziran #tbr postu gelir yakında.

Ayrıca Dolunay bittiğine göre kendimi Çimen ve Not: "Yalnız Değilsin"e verebilirim.

Günlüğümün son iki sayfası, Haziran'a yeni günlüğümle girerim muhtemel <3

Çeviri yapmaya devam! Hem çete projemiz var, hem de istediğim diziler. -.- Elim hamlamış ama çok özledim çeviri yapmayı be.

İşte böyle.

Üzerine yazmamı istediğiniz konular varsa yorum bırakırsanız çok sevinirim, artık vaktim bol sayılır!

Herkese kucak dolusu sevgiler.
Güzelmiş Bu Paylaşmak Lazım:

1 Mayıs 2016 Pazar

Mayıs'ta Neler Yapacağım?


Kısacık bir yazı yazıp kaçacağım, pek vaktim yok. 1 Mayıs'ı bu yazıyı yazmadan geçirmeyeyim dedim.

Öncelikle Nisan'ın hedeflerinin çoğunda çuvalladığımı belirtmek isterim. :D

Başlayalım; gezmek istediğimi söylemiştim, buna tik! Yaptım bunu, okuduğum şehrin kitapçılarını bol yağmurlu bir günde de olsa keşfedebildiğim kadar keşfettim!

Ay Günlükleri serisini bitirmek istediğimi söylemiştim, bitirdim! Levana hariç ama o buçuk zaten. Onu seriyi özlediğimde okumak istiyorum. Fakat okunacaklar listemden bazıları duruyor. En çok üzüldüğüm de Siyah Beyaz! Bu ay okur muyum bilmiyorum ama hazirana mutlaka listemde olacak.

Dolunay... bitmedi. Hüsran. Elime kalem alamıyorum.
Bu arada Dolunay'ın ne olduğunu merak ediyorsanız tık tık.

Bookstagramla ilgilenmek istediğimi söylemiştim. Yoluna koydum gibi. O zamansaa dans <3

Bloğa her hafta... Galiba bilgisayarımın çöktüğü hafta hariç yazdım ya. Hatta bu hafta coştum. Bence buna da tik. :D

Günlüğüm bitmedi! Her gün yazmadım! Çuvalladım!

Müzik klasörümü düzenleyecektim ancak karman çorman oturuyor...

One More Happy Ending HALA bitmedi, kendimi keseceğim.

*

Evet, bence cidden çuvallamışım. Bahane üretmek istemiyorum ama bunlar hep depresyonumun suçu! Bakmayın böyle şaka yollu söyleyip milyon yazı yazdığıma, kalan vakitlerimde yatağın bir köşesine büzüşüp bu hayatta ne işe yaradığımı sorguluyorum. O yüzden... Bilmiyorum.

Bu ay tek hedefim var. Şu depresyondan artık çık be Ayça! Sıkıldım, aylardır bu haldeyim, resmen sefilleri oynuyorum, yıldım artık. Depresyonda olmaktan yoruldum. Umarım Mayıs sonu yazımı yazarken daha iyi bir durumda olurum ve bunu sizinle sevinç içerisinde paylaşırım.

Bunların dışında bu ay son komitem veeeeee KİTAP FUARI VAR<3 Kitap Fuarı sınav haftamda, yine de bir gün de olsa gitmeyi düşünüyorum. Hele ki Murat Menteş'in imza günü olursa, beni ne olur tutmasınlar. =(

Bunun dışında çoğunlukla ders çalışıp kitap okumaya çalışacağım. Tabii depresyonda olmaktan vakit bulabilirsem. -__-

Mutlu pazarlar!
Güzelmiş Bu Paylaşmak Lazım:

Winter (Bir Ay Günlüğü Kitabı) - Marissa Meyer | Kitap Yorumu



Kitap Adı: Winter
Özgün Adı: Winter (The Lunar Chronicles #4)
Yazar: Marissa Meyer
Sayfa Sayısı: 800
Yayınevi: Artemis
Goodreads Puanı: 4.52
Benim Puanım: 7/10


Kitaba düşük puan verdiğimi görünce siz şok, siz iptal. Hemen açıklayayım; sanmayın ki Winter'dan nefret ettim. Hayır, sevdim. Ancak -800 sayfaya rağmen- eksikti.

Sorun şu ki karakterleri ile, olayları ile her zamanki Marissa Meyer karşımızdaydı. Ancak bu final kitabı. Benim beklediğim yalnızca bir mutlu son değildi. Hele ki kitabın 800 sf olduğunu görünce beklentim daha da artmıştı. Dedim ki hiçbir ucu açıklık olmaz. Her şey müthiş hallolur.

Ancak... bana göre yazar bu kitabı ikiye bölmeli, artı bir kitap daha devam yazmalıydı. Kitabı kapattığımda yüzümde bir gülümseme vardı evet, kitabı sevdim evet... Ama bunun son kitap olduğunu düşününce eksik işte.


Thorne ve Cress eksikti, hadi onu geçtim, Ay Ülkesine bundan sonra ne olacağı asıl soruydu bana göre. Ve Cinder'a. Ve Kai'ye. Hatta Winter ve Jacine. Tatmin olduğum tek çift Wolf ve Scarlet oldu galiba. Tam anlamıyla mükemmel bir olay örgüleri vardı. Ama geri kalanı... Çiftler diyorum ya, hadi neyse çünkü seri boyunca çiftler arka planda, olaylar ön plandaydı ki bence çok da iyi olmuştu. Ama Ay Ülkesinin hikayesi de yarımdı bana göre.


Sevdiğim şeylerden hic mi yoktu? Dolu! Kitap final kitabı olmasaydı puanı 8-9 rahat olurdu.

Thorne'un karakter gelişimi, Cress'in değişimi, Cinder'in liderliği, Scarlet'ın azmi, BAŞLI BAŞINA WOLF, ayrıca yine THORNE. Winter'i da çok sevdim. Jacin Clay'i ve onun sevgisini de.


Pamuk Prenses masalını uyarlama şeklini çok ama çok sevdim yazarın -sonu hariç-. Olayların gekişimi muhteşemdi, muhteşem.

Spoilersiz söyleyecek bir şey bulamıyorum. Hislerimi de anlatamıyorum. Bakmayın eleştirdiğime okurken kitapla bir bütün haline gelmiştim. Koskoca 800 sayfa 36 saat dolmadan bitti. 
İşte böyle... Marissa ablamdan dileğim Stars Above gibi yan seriler, ek kitaplar değil. Devam kitabı. 

Ayrıca kitabın çevirisi güzeldi ancak bir tık daha az Türkceleştirme yapılabilirdi bence.


DİKKAT!
YAZININ BUNDAN SONRASI SPOILER İÇERİKLİ OLACAK.
E artık seri bitti, bir zahmet arkadaşlar. :D



Şimdii gelelim fasulyenin faydalarına.

Benim en büyük acım Thorne ve Cress sanırsam. Tee 3. kitabın sonunda bile "Ama bunlar gala ayrı gayrı" diye hüzünle tepinen ben, istediğimi ancak son 50 sayfada falan alabildim. Mesela Scarlet ve Wolf da serinin yarısında ayrı gayrı düştüler eyvallah ama en azından birbirlerini seviyorlardı ve bundan haberdarlardı.

Thorne'un tabii ki Wolf kadar çabuk yola gelmesi saçma olurdu ama bu da çok geç oldu be kardeşler. Ki en sevdiğim çift falanlardı çünkü ben Kai'nin mantığı ile düşünüyordum, bir insanın size güvendiğini hissederseniz o güveni boşa çıkarmamak için iyi bir insan haline gelirsiniz ki Thorne'a olan, olacak olan da buydu ama ben o olma aşamasını da görmek istiyordum! Neden böyle oldu? Kalbimi kırdın Marissa Abla.

Scarlet! Gülüm bir seni seviyorum diyemedin, güzelime neden çok gördün bunu bize? Çocuk öldü bitti, hatta ben kesin mutsuz bitecek bunlarınki moduna girmiştim -zira kırmızı başlıklı kızın orijinali öyle sonuçta- ama Wolf dağları aştı, denizleri geçti de geldi, seni unutmadı, imkansızı başardı, sen bir seni seviyorumu naasıl, nasıl çok görürsün bize? Hayır, normalde takmam. Ama seni seviyorum bunların arasındaki özel mevzu gibiydi, Scarlet bir türlü kendine yediremiyordu falan, onun için diyorum. Üzdün Marissa Abla.

Kai ve Cinder. Benim kalbimi kanattılar. E tamam seviyorlar, tamam kurtardılar her bir yeri, tamam mutlu son- NERESİ MUTLU SON? Biri kaldı ayda, öbürü dünyada, başlarında bir sürü diplomatik husus, Cinder'ın uğraşması gereken Ay halkı, devrim, kanunlar, her şey! Kai'nin düzene sokması gereken, yıkımları düzeltmesi gereken bir topluluk. Oysa ben bunları birlikte yapacaklarını hayal etmiştim. Tamam umut vadeden bir sondu, ona bir şey demiyorum ama benim görmek istediğim kısım zaten bu çetenin hep birlikte Ay'ı ve Dünya'yı daha yaşanılabilir kıldıkları kısımdı, Levana'yı öldürdükleri kısım değil. O işin ufak bir parçasıydı bana göre.

Winter ve Clay. Yavrularım, o kadar sallantıda bitti ki. La ya Winter o aleti denedikten sonra iyice çıldırırsa? Ya ölüp giderse? Ya Clay sonsuza dek yas tutmak zorunda kalırsa? Koskoca Snow White'ın kaderi böyle sallantıda bırakılır mı a dostlar?

Ay Ülkesi ayrı bir sorun! Hatta asıl sorun! Geçin çiftleri. Boş verin. Ya Levana'yı öldürdük tamam da, bir sürü asil, herkesi kontrol etme yetisine sahip bir sürü Aylı, ölen onca insan, kurtlar, sürüsüne bereket şey! Bunların yoluna konma aşamasını, Cinder'ın kraliçeliğini de görmemiz lazımdı! Kai'nin ona yardım etmesini, tüm ekibin yardım etmesini...

Sonuç:

Serinin en sevdiğim yanı: Uzay gemisinde altılının hep birlikte olduğu zamanlar.

Kitapların üzerinde haayııır diye tepindiğim zamanlar: Altılıdan herhangi birinin ayrı düştüğü zamanlar.

Kitabın sonu: Kai yalnız, Cinder yalnız, Thorne'un mürettebatı eksik.

Hayır ben sonsuza dek uzay gemisinde mutlu yaşasınlar demiyorum da... Olmadı be ya. Böyle değildi, başka bir şey bekliyordum. Elbette çocuk değiller bunlar, sonsuza dek bir arada kalacak halleri yoktu ama Cinder resmen yapayalnız kaldı, korktuğu başına geldi, bu mudur mutlu son?

Keşke Winter'ı ikiye bölseydi yazar. Sonra da bir kitap daha yazıp altı kitaplık bir seri haline getirseydi. Şu an gözümde yalnızca eksik duruyor. Yine de çok seviyorum seriyi. Uzun zamandır en sevdiğim seri oldu, o ayrı. Zaten genelde sonları sevdirmek zordur bana.

Öyle işte...

Bir mucize olsa, gökten zehirsiz elma ve devam kitabı düşse...

Düşmez...

Başka bir yazımda görüşmek üzere. <3

The Lunar Chronicles (Marissa Meyer):


Not: Fotoğraf bana aittir, çalışmalar alıntı. :)
Güzelmiş Bu Paylaşmak Lazım:

Doctor Who Özlerken...

Because what's the point in them being happy now if they're going to be sad later. The answer is, of course, because they are going to be sad later. - 11th Doctor

Seni Başka Nerelerde Arayalım Kız?

Arayan bulurmuş efenim! Tık tık:

Instagram: @anatomyofbooks
Wattpad(Ortak Hesap): @BusAyca

Ara, ara bulcen

Çok Tıklananlar