24 Eylül 2016 Cumartesi

Bir İdam Mahkûmunun Son Günü - Victor Hugo | Kitap Yorumu 5/5



Bir İdam Mahkûmunun Son Günü - Victor Hugo | Puanım: 10/10

Şahsen klasiklere yorum yaparken neye ne diyeceğimi şaşırıyorum çünkü bu kitaplar zaten kendisini kanıtlamış kitaplar ve genelde ben de çoğunluktaki kesime katılıp beğendiğim için söyleyecek neyim var ki, diye düşünüyor, yorum konusunda sıkıntı yaşıyorum. Ama bu kitap hakkında söyleyeceklerim var.

Beğenmediğimden değil. Çok, çok beğendim ve kalbime dokundu, ayrıca kitabın ucundan tutulup bir konuşma başlatılabilecek birçok cümlesi var. Çok derine inmeyecek olsam da konuşmak istiyorum işte. Öncelikle klasiklere çekimser bakan, kaçan kesim için kitap okunabilir mi, basit mi sorusuyla başlayayım.

Bence klasik okumaya yeni başlayan biri bu kitabı biraz daha sonralara saklamalı. Kitap aslında kısa olduğu için dili azıcık çetrefilli olsa da kendisini yediriyor ancak Victor Hugo'nun bizzat yazdığı, idam cezası hakkında düşüncelerini net bir şekilde çizmek adına ilk basıma koymasa da sonraki basımlara eklediği uzun ve aşırı siyasi önsözü, kitaba zor bir giriş yapmanıza neden oluyor. İçinde birçok isim geçiyor(ve bu noktada gerçekten İş Bankası Yayınları'ndan daha fazla dipnot beklerdim.) ve şu an idam cezasının hüküm sürdüğü bir ülkede, zamanda yaşamadığımız için de olaya adapte olması biraz zaman alıyor. Önsöz geçip bittikten sonra benim için okuması daha kolay oldu ancak uzun cümleler yine de işi kolaylaştırmıyor, sessiz bir ortam gerekiyor kitap için. Bir de bu kitap daha çok bir durumla ilgili duygular üzerine kurulu olduğu için hareket yok. Bunlar kitabı okumayı zor kılıyor.

Kılıyor, kılıyor fakat bu kitabın güzelliğini örtmesin. Klasik seven, hafiften ağır dil sınıfına dahil edilebilecek kitaplara alışık biriyseniz ve hâlâ bu kitabı okumadıysanız mutlaka ama mutlaka okuyun! Gerçekten öyle güzel cümleler vardı ve duygular o kadar somut bir şekilde verilmişti ki bu cümlelerde, hayran olup kaldım. Victor Hugo'nun okuduğum ilk kitabıydı bu ve bir kenarda duran Sefiller'e "Çok yakında, sıra sende!" bakışlarıyla bakmama neden oldu.

Kitabın konusundan kısaca bahsedeyim. İsmini, hayatını, nasıl yaşadığını ayrıntılarıyla hiç öğrenemediğimiz bir adam cinayetten ötürü idam cezasına mahkûm ediliyor. Kitap boyunca öğrenemediğiniz ve öğrenmeyeceğinizi sezdiğiniz birçok ayrıntı var çünkü kitap "Nasıl biri olursa olsun, kim olursa olsun, ister cani olsun, ister ailesi olsun, ister olmasın; bir insanın ne zaman öleceğini bile bilmeden, acınası bir şekilde, insanlar için gösteriye sunularak(ve halk bunu bir eğlence olarak görüyor, meydanda toplanıyor, ilgiyle izliyor vs.) öldürülmemesi gerektiği" üzerine kurulu. Yani Victor Hugo olayı zerre kişileştirmemiş. Mahkûma bir isim bile vermemiş. O adam herhangi biri olabilir ama hakkı bu değildi. Cezayı hak etti ama bu bir ceza değil, bu yaptığınız başka bir şey.

O dönemde, siyasilere ve halka karşı gelerek böyle bir kitap yazabilmiş olmasına o kadar hayran kaldım ki bu kitap üzerine böyle bir yazı yazmak istedim işte. Şu çok bilinen ama bir türlü alıp da okuyamadığınız, insanlar sorduğunda "Ya inanır mısın, okumadım!" dediğiniz kitapların arasında bu kitap varsa daha fazla geciktirmeyin derim ben.

Kendinize iyi bakın!

Güzelmiş Bu Paylaşmak Lazım:

Doctor Who Özlerken...

Because what's the point in them being happy now if they're going to be sad later. The answer is, of course, because they are going to be sad later. - 11th Doctor

Seni Başka Nerelerde Arayalım Kız?

Arayan bulurmuş efenim! Tık tık:

Instagram: @anatomyofbooks
Wattpad(Ortak Hesap): @BusAyca

Ara, ara bulcen

Çok Tıklananlar