Bir İdam Mahkûmunun Son Günü - Victor Hugo | Puanım: 10/10
Şahsen klasiklere yorum yaparken neye ne diyeceğimi şaşırıyorum çünkü
bu kitaplar zaten kendisini kanıtlamış kitaplar ve genelde ben de çoğunluktaki
kesime katılıp beğendiğim için söyleyecek neyim var ki, diye düşünüyor, yorum
konusunda sıkıntı yaşıyorum. Ama bu kitap hakkında söyleyeceklerim var.
Beğenmediğimden değil. Çok, çok beğendim ve kalbime dokundu, ayrıca
kitabın ucundan tutulup bir konuşma başlatılabilecek birçok cümlesi var. Çok
derine inmeyecek olsam da konuşmak istiyorum işte. Öncelikle klasiklere
çekimser bakan, kaçan kesim için kitap okunabilir mi, basit mi sorusuyla
başlayayım.
Bence klasik okumaya yeni başlayan biri bu kitabı biraz daha sonralara
saklamalı. Kitap aslında kısa olduğu için dili azıcık çetrefilli olsa da
kendisini yediriyor ancak Victor Hugo'nun bizzat yazdığı, idam cezası hakkında
düşüncelerini net bir şekilde çizmek adına ilk basıma koymasa da sonraki
basımlara eklediği uzun ve aşırı siyasi önsözü, kitaba zor bir giriş yapmanıza
neden oluyor. İçinde birçok isim geçiyor(ve bu noktada gerçekten İş Bankası
Yayınları'ndan daha fazla dipnot beklerdim.) ve şu an idam cezasının hüküm
sürdüğü bir ülkede, zamanda yaşamadığımız için de olaya adapte olması biraz
zaman alıyor. Önsöz geçip bittikten sonra benim için okuması daha kolay oldu
ancak uzun cümleler yine de işi kolaylaştırmıyor, sessiz bir ortam gerekiyor
kitap için. Bir de bu kitap daha çok bir durumla ilgili duygular üzerine kurulu
olduğu için hareket yok. Bunlar kitabı okumayı zor kılıyor.
Kılıyor, kılıyor fakat bu kitabın güzelliğini örtmesin. Klasik seven,
hafiften ağır dil sınıfına dahil edilebilecek kitaplara alışık biriyseniz ve
hâlâ bu kitabı okumadıysanız mutlaka ama mutlaka okuyun! Gerçekten öyle güzel
cümleler vardı ve duygular o kadar somut bir şekilde verilmişti ki bu
cümlelerde, hayran olup kaldım. Victor Hugo'nun okuduğum ilk kitabıydı bu ve
bir kenarda duran Sefiller'e "Çok yakında, sıra sende!" bakışlarıyla
bakmama neden oldu.
Kitabın konusundan kısaca bahsedeyim. İsmini, hayatını, nasıl
yaşadığını ayrıntılarıyla hiç öğrenemediğimiz bir adam cinayetten ötürü idam
cezasına mahkûm ediliyor. Kitap boyunca öğrenemediğiniz ve öğrenmeyeceğinizi
sezdiğiniz birçok ayrıntı var çünkü kitap "Nasıl biri olursa olsun, kim
olursa olsun, ister cani olsun, ister ailesi olsun, ister olmasın; bir insanın
ne zaman öleceğini bile bilmeden, acınası bir şekilde, insanlar için gösteriye
sunularak(ve halk bunu bir eğlence olarak görüyor, meydanda toplanıyor, ilgiyle
izliyor vs.) öldürülmemesi gerektiği" üzerine kurulu. Yani Victor Hugo
olayı zerre kişileştirmemiş. Mahkûma bir isim bile vermemiş. O adam herhangi
biri olabilir ama hakkı bu değildi. Cezayı hak etti ama bu bir ceza değil, bu
yaptığınız başka bir şey.
O dönemde, siyasilere ve halka karşı gelerek böyle bir kitap yazabilmiş
olmasına o kadar hayran kaldım ki bu kitap üzerine böyle bir yazı yazmak
istedim işte. Şu çok bilinen ama bir türlü alıp da okuyamadığınız, insanlar
sorduğunda "Ya inanır mısın, okumadım!" dediğiniz kitapların arasında
bu kitap varsa daha fazla geciktirmeyin derim ben.
Kendinize iyi bakın!

























