20 Ağustos 2016 Cumartesi

Ters Yüz - Amy Harmon | Kitap Yorumu 4/5

      <   Yazının şarkısı yeni çıkan şu güzel Passenger şarkısı olsun.    >


Ters Yüz - Amy Harmon (Making Faces) | Puanım: 8/10


Gençlik kitaplarını çok severim ama bu konuda bazı standartlarım vardır; boş, hoş, okunması kolay, romantik bir gençlik kitabının aynı zamanda bir anafikri de olmalıdır. Yani ben kitabı okuduğumda yalnızca 5 dakika için bile olsa "vay be" olabilmeliyim hayata dair verdiği bir dersten ötürü. Bu tür anafikirleri zaten biliyor ama asla uygulayamıyor oluruz çoğunlukla. Ne mi saçmalıyorum? Örneğin:

"Şükretmeyi bilmeliyiz."

Bu cümleyi hepimiz biliriz ancak çoğu zaman uygulamaktan, düşünmekten ve inanmaktan acizizdir. İşte böyle, zaten bildiğimiz ama bir türlü içselleştiremediğimiz basit anafikirlerle dolu gençlik kitaplarını hem içi göründüğü gibi boş olmadığı için hem de okunması kolay olduğu için pek severim.

Ne yazık ki bu türde kitap bulmak, yani benim istediğim gibisini bulmak deveye hendek atlatmaktan daha zor. Zira çoğu gençlik kitabı bomboş bir kurguya sahip oluyor ve türün küçük severlerinin beynini yerken benim gibi azıcık büyümüş severlerini sinirlendiriyor. Her neyse, oturup şimdi burayı gençlik kitaplarına dair bir eleştiriyle doldurmayacağım, belki onu başka bir gün yaparım. Bunları anlattım çünkü Ters Yüz, o kadar damak tadıma, daha doğrusu göz tadıma uygundu ki okumayıp yanında yatacağım sandım.

Kapağındaki kaslı ve cıbıl oğlandan ötürü uzun süre önyargılar beslediğim, yeni basımındaysa kapağına çok hoş bir kızçenin resmini koydukları bu kitabın tanıtımlarında genel olarak "modern bir güzel ve çirkin" hikayesi diyor ama kitap bundan çok, çok fazlası... Aslında her şey bir klişe ile başlıyor: lisedeyken çirkin olan bir kız, çok havalı ve yakışıklı bir oğlan. Sonra neler olduğunu ben söylemesem bile anlarsınız; işler biraz tersine dönüyor.

Böyle söyleyince çok basit bir kurgu gibi görünse de "işler tersine döner" iken olanlar ve yan karakterler bence kitabı eşsiz bir duruma getirmiş. Esas kızımızın kuzeni, Bailey bir kas distrofisi hastası ki bu hastalar 20 yaşlarını bile zor görürler zira vücutlarındaki kaslar doğumlarından sonra hızla zayıflar, çöker.

Beni kitapla ilgili en etkileyen kısım zaten Bailey'di ama esas çiftin hikayesini de çok sevdim. Spoiler falan vermeyeceğim ama yazar romantizm ve güzel bir üslup sayesinde kendisini hızlı bir şekilde okuturken satır aralarında, sahne sahne öyle cümleler, öyle paragraflar, öyle bakış açıları vermiş ki bazı yerlerde yalnızca durup birkaç dakika okuduğum o cümleye bakmak istedim.

Türün tutkunu değilseniz, daha ekşınlı kitapları yahut daha klasik kitapları seviyorsanız elbette tavsiye etmem çünkü zevkinize uyacağını düşünmüyorum. Ama siz de basit olsa dahi hoş bir anafikri olduğunda kitabı bağrınıza basıp herkesin "bu basit kitabın neresini sevdin" bakışları arasında gizli gizli kitabınızın sayfalarını okşayıp bir sürü sayfaya post-it yapıştıranlardansanız...

Kitabı acilen bir yerlerden bulun, çünkü artık yeni basımları yok. Yani piyasadakileri aldınız, aldınız. Alamadınız, sahaflara koşunuz! :D


Güzelmiş Bu Paylaşmak Lazım:

0 yorum:

Yorum Gönder

Doctor Who Özlerken...

Because what's the point in them being happy now if they're going to be sad later. The answer is, of course, because they are going to be sad later. - 11th Doctor

Seni Başka Nerelerde Arayalım Kız?

Arayan bulurmuş efenim! Tık tık:

Instagram: @anatomyofbooks
Wattpad(Ortak Hesap): @BusAyca

Ara, ara bulcen

Çok Tıklananlar