Kitap Adı: Cinder
Özgün Adı: Cinder (The Lunar Chronicles #1)
Yazar: Marissa Meyer
Sayfa Sayısı: 312
Yayınevi: Artemis
Goodreads Puanı: 4.14
Benim Puanım: 7/10
Cinder sınav döneminde okuduğum bir kitaptı, buna rağmen akıp gitti. Çoğu zaman ders çalışırken kitapla göz göze geliyor, okumamak için direniyordum.
Söylediğim gibi genel itibariyle akıcı olsa da Cinder ilk üç kitabın içinde en durağan olanı bana göre. (Winter'ı henüz okumadım, bu yazıdan sonra başlayacağım ve dibine kadar heyecanlıyım.) Çoğu Scarlet'ı durağan ve yavaş bulsa da ben Cinder'da henüz geleceğin dünyasına da alışamamış olmanın verdiği etkiyle aralarda kayboldum. Bir de sürekli yazarın kafasının nasıl çalıştığını çözmeye çalışıyordum. Bu yüzden bence serinin en zor okunan kitabıydı ki yanlış anlamayın, Cinder bile bir şelale gibi akıyor aslında. Ben sınavdan ötürü yavaş okudum, o ayrı.
Cinder'da kafamdaki en en en büyük soru şuydu: masaldaki neredeyse her ögeye paralel bir şeyler bulan yazar, camdan ayakkabı mevzusuna ne bulacaktı? Bunu en başından beri göremediğime inanamıyorum şimdi. Yazarın masaldaki ayrıntıları Cinder'a yükleme şekli o kadar enfes ki tadından yenmiyor kitap.
Bu serinin ve Cinder'ın en güzel yanı şu olabilir: Masalları hepimiz severiz. Ancak biraz eksiktirler bir yetişkin için. Çünkü büyük küçük herkesi mutlu sonların varlığından haberdar etseler de, büyüyüp eski masalları yeniden okuyan birinin kafasına milyon tane soru takılır. İyi ama bu karakterlerin geçmişleri? Gelecekleri?
Üvey annesi Külkedisi'ne neden kötü davranırdı mesela? Neden kızkardeşleri nefret ederdi ondan? Yakışıklı Prensi Külkedisi'ni nasıl olmuştu da beğenmişti, sırf güzel olduğu için miydi? Uzar gider bu liste. Bir çocuk için önemli olan "iyi kalplilerin sonsuza dek mutlu yaşaması" olsa da bizim için öyle değildir ve Marissa Meyer bu boşlukları öyle güzel doldurmuş ve öyle güzel bir evren oluşturmuş ki ben hayran kaldım arkadaşlar.
Ayrıca Külkedisi masalında kızın o dışlanmışlığının bu kitapta Cinder'ın syborg olması gibi böyle ne bileyim, somut, daha elle tutulur bir sebebe bağlanmış olmasına da bayıldım ben.
Cinder genel olarak sevdiğim bir karakter oldu ilk kitapta. Genç olmasına rağmen yaşadığı hayatın ve syborg olmasının getirileri diyelim, bence biraz olgun. Aldığı kararlar çok saçma değil, düşündükleri de. Öyle aman aman kendimi özdeşleştirdiğim bir karakter olmasa da çok severek okudum onu ki zaten bence bir ilk kitap için bu çok önemli bir mevzu. Kitabın ana karakterlerini sevmezsem kitabı neden okuyayım değil mi, bana ne ölmüş mü kalmış mı? :D
Kai. Aaah Kai. Kai de aslında tıpkı Cinder gibi. Yanıp tutuştuğum bir karakter değil ama genç yaşına rağmen olgun olması ve onca şeyle boğuşması ve sürekli olgun olmaya çalışması beni benden aldı kitap boyunca. Ve elbette tüm kitap boyunca Kai de Cinder'ı dışlayıp bu kitabın kötü elemanı mı olacak yoksa deliler gibi bağrımıza mı basacağız çok merak ettim. Bunun cevabını kitabın sonunda alır gibi oluyoruz ama çok da çıtlatmıyor be yazar. Verir gibi oluyor ama olmuyor falan.
Zaten mevzusu da bu kitabın. Ben sanıyordum ki başlarken, tüm kitaplar kendi içlerinde. Meğer ortada tek kurgu varmış, o yüzden kitap öyle bir yerde bitiyor ki eliniz direkt Scarlet'ı aranıyor. Normalde öyle sonları sevmem, sırf diğer kitabı aldırmak için orada bitirmiş gibi gelir ama bence Cinder'ın bitmesi gereken yer tam orasıydı. Ba-yıl-dım.
Evet, Cinder için söyleyeceklerim bu kadar. Aşağı çok sevdiğim alıntı bir resim koyacağım(tumblr'dan alıntı), renksiz yazıları sevmiyorum. Bence filmi çıksa süper olur bu serinin, çünkü acayip macera bir şey, tam beyaz ekrana yaraşır türden AMA hiçbir kitabın uyarlamasını beceremedikleri için bence kalsın. Ben aklımda Marissa Meyer'ın süpersonik anlatımı sayesinde mekanları falan gayet güzel canlandırdım, dilerdim ki siz de zihnimdeki film şeritlerini izleyebilin ama yok, onlar kişiye özel. :D
Son olarak, gelsin bakalım alıntılar!
"...Bana sadece Kai diyebilirsin."
"Hayır bu hiç de uygun..."
"Bu isteğimi bir kraliyet emri haline getirttirme bana."
*
"Lütfen?"
"Neden?"
"Neden olmasın?"
"Demek istiyorum ki, neden ben?"
Kai, başparmaklarını ceplerinin yanına taktı. "Böylece kaçmak için kullandığım hava aracım bozulursa yanımda onu tamir edebilecek bir çift elim olacak."
*
"Kesinlikle olmaz. Bu tezgah için aylık kira ödüyorum ben. Prensin teki kapımda belirdi diye, öyle birden bırakıp gidecek değilim."
*
Scarlet yorumunda görüşmek üzere! ^.^



0 yorum:
Yorum Gönder